Minik minik Nil'im benim,
Seni görmeyeli neredeyse beşinci gün bu. Fotoğrafların, video'ların, akla geldikçe sözlüğe seninle ilgili girilen enrty'ler, biraz büyüyünce seninle yapacağımız şeyleri planlamak, hıçkırıklarını düşünüp gülümsemek, her fırsatta koşup seni görürüz belki'nin verdiği mutluluk... Hiçbiri yetmiyor gelip minik ensenden koklayıp ufacık ayaklarını sevemedikçe.
15 Temmuz 2011 tarihinden itibaren artık pazartesi'ler daha bir pazartesi, daha bir sendrom; İzmir, Mardin, Ankara daha uzak; Mothercare daha bir gidilesi; çocuk kitapları daha güzel...
Annenin dediği gibi, "Artık bizim en sevdiğimiz insansın sen," ya da "Canımız!"
Bu post'uma burada son verirken minik pembe yanaklarını öpücüklere boğuyorum Swan Lake dinleyip uyuyan minik kuğum benim...