Friday, June 29, 2012

Nil Gürbüz yine İzmir'den bildiriyor!


"Koştuk geldik canım anneannemin yanına! Doğduğum eve. Anneannemle büyük anneannem beni çok seviyorlar; sadece onlar mı herkes çok seviyor beni. Balkonda ben oynarken beni sevip geçiyorlar. Eh, ben de sevilmeyecek gibi değilim yani, di mi?

Neler mi yapıyorum İzmir'de?
Bol bol karpuz, kavun yiyorum; bazen de onları yerde yuvarlıyorum anneanneme yakalanmazsam tabii. Sonraaaa balkona çıkıyorum, bol bol bıcı bıcı yapıyorum, evi kurcalıyorum, ilginçli bişiyler bulunca hemen onları inceliyorum (anneanneme yakalanmazsam yine tabii), bazen bakkala filan da gidiyoruz. Başkaaaa, ellerimi bırakıp ayakta durmayı öğrendim, şimdilik 3-5 saniye durabiliyorum ama yakında kendimi geliştiririm, çalışmalarım sürüyor. Bir de herkesiiii taklit ediyorum: 'Gel, gel,' diyorlar; 'Gel, gel' diyorum; öksürüyorlar öksürüyorum; öpücük bile veriyorum.

Şimdi bıcı bıcı yapmam lazım....

:*
Nil"

Sunday, June 17, 2012

Küçük bir baba-Nil hikâyesi...

 Babamla en birinci fotoğrafım


 Babamla en sonuncu fotoğrafım



Ben şimdi size desem ki 2 fotoğraf arasındaki farkları bulun, kimse bulamaz! Bizim yüz beş bin fotoğrafımıza baksanız da bulamazsınız ki! Çünkü biz hep birbirimizi böyle çok severiz.

Birbirimizi çok sevmekle kalmaz, tüm Fenerbahçe maçlarını izleriz, Alex gol atınca birbirimize sarılırız; babam biberonumu getirince ben ona gülümserim, elini basamak olarak kullanarak koltuğa tırmanmama izin verince yine gülümserim, koltuğa çıkınca ilk iş babamın gözlüğünü çıkarmak olur ve babam bana hiç kızmaz çünkü bu bizim takım çalışmamızdır. Sonracıma, bazen gezmeye gideriz, ben bebek koltuğumda oturup emniyet kemerimin bağlanması konusunda babama hiç sorun çıkarmam, bazen "The Big Lebowski" izleriz, sonra ben "The Little Nilovski" olurum. Babam fotoğraflarımı çekerken çok güzel pozlar veririm. Ben uyurken odama giren hain sivrisinekleri babam öldürür, bazen ateşlenirim bütün gece babam başımda bekler... Ben bazen kendimi tutamam babamın bilgisayarını kurcalamak isterim; böyle zamanlarda küçük kazalara yol açabilirim, bazen böyle olunca babam bana biraz kızar ama aslında ben onun bana "gerçekten" kızmadığını bilirim : )

Ve daha bissürü güzel şey...

Ve bu benim ilk babalar günüm.
Ve ben şu madalyayı babama takdim etmek istiyorum huzurlarınızda:

Ta-ta-taaaaaaaaaaaaammmm!

Boşuna dememişler, "Baba olmak, dünyaya 'demir' atmaktır," diye. O küçük Demir ben oluyorum işte! Babam sağ olsun : )

Monday, June 11, 2012

Ailemiz.

"Biz bazen ailece yemeğe gideriz. Ben çiçekli gömleğimi giyerim, annem elbise; ben saç bantımı takarım, annem cici küpelerini. Sonra babam bazen süperilginçli bişiyler anlatır; biz annemle pür dikkat babamı dinleriz. Bence biz çok iyi bir üçlüyüz!"