"Şirin şirin oynuyoruz : )"
Showing posts with label Mardin. Show all posts
Showing posts with label Mardin. Show all posts
Saturday, June 30, 2012
Sunday, June 17, 2012
Küçük bir baba-Nil hikâyesi...
Babamla en birinci fotoğrafım
Babamla en sonuncu fotoğrafım
Ben şimdi size desem ki 2 fotoğraf arasındaki farkları bulun, kimse bulamaz! Bizim yüz beş bin fotoğrafımıza baksanız da bulamazsınız ki! Çünkü biz hep birbirimizi böyle çok severiz.
Birbirimizi çok sevmekle kalmaz, tüm Fenerbahçe maçlarını izleriz, Alex gol atınca birbirimize sarılırız; babam biberonumu getirince ben ona gülümserim, elini basamak olarak kullanarak koltuğa tırmanmama izin verince yine gülümserim, koltuğa çıkınca ilk iş babamın gözlüğünü çıkarmak olur ve babam bana hiç kızmaz çünkü bu bizim takım çalışmamızdır. Sonracıma, bazen gezmeye gideriz, ben bebek koltuğumda oturup emniyet kemerimin bağlanması konusunda babama hiç sorun çıkarmam, bazen "The Big Lebowski" izleriz, sonra ben "The Little Nilovski" olurum. Babam fotoğraflarımı çekerken çok güzel pozlar veririm. Ben uyurken odama giren hain sivrisinekleri babam öldürür, bazen ateşlenirim bütün gece babam başımda bekler... Ben bazen kendimi tutamam babamın bilgisayarını kurcalamak isterim; böyle zamanlarda küçük kazalara yol açabilirim, bazen böyle olunca babam bana biraz kızar ama aslında ben onun bana "gerçekten" kızmadığını bilirim : )
Ve daha bissürü güzel şey...
Ve bu benim ilk babalar günüm.
Ve ben şu madalyayı babama takdim etmek istiyorum huzurlarınızda:
Ta-ta-taaaaaaaaaaaaammmm!
Boşuna dememişler, "Baba olmak, dünyaya 'demir' atmaktır," diye. O küçük Demir ben oluyorum işte! Babam sağ olsun : )
Monday, June 11, 2012
Ailemiz.
"Biz bazen ailece yemeğe gideriz. Ben çiçekli gömleğimi giyerim, annem elbise; ben saç bantımı takarım, annem cici küpelerini. Sonra babam bazen süperilginçli bişiyler anlatır; biz annemle pür dikkat babamı dinleriz. Bence biz çok iyi bir üçlüyüz!"
Friday, May 11, 2012
Küçük bir anne-Nil hikâyesi...
Bazen olmadık saatlerde uyanıp annemi uyandırsam da...
İlacımı içmemek için onu saatlerce uğraştırsam da...
Ara sıra küçük huysuzluklar etsem de...
Evdeki bitkileri oyuncağım sansam da...
Ya da kabloları...
Yaramazlık yaparken annemle sık sık bu bakışmayı yaşasak da...
Mama sandelyeme oturur oturmaz yerçekimiyle ilgili deneyler yapmaya başlasam da...
Saksıların salondan kaldırıldığını fark edince kıyameti koparsam da...
Annemin gözünden uyku akarken ben ısrarla cin gibi olsam da...
Size bir şey itiraf edeyim mi akıllılarım?
aslında ben bütün bunları annemi kocamaaaaan sevdiğim için yapıyorum ki!
(İnandınız mı? Kesin inanmış olmalısınız bence.)
Anneciğim, bu seninle ilk anneler günümüz ve bence sen -tüm anneler gibi- bu dünyada karşılık beklemeden mama ve yaramazlık savaşları verebilen tek insansın!
Ve ben senden başka anne istemezdim asla : )
Seni aşırı biçimde seviyorum.
Minik kızın/kuzun Nil.
<3
Wednesday, May 9, 2012
"Nil uyarısı: Hep güldüğüm fotoğraflarıma alışkın olanlar, buna bakınca biraz üzülebilirler : )"
"Oysa ki tek isteğim bir saksı daha devirmekti salonda. Hemen de ortalıktan kaldırılmışlar. İşte buna çok bozuldum! Bir bebeğin 1-2 saksıyı devirmesinde ne sakınca var, anlamıyorum!"
"Peki o halde, ben de pes edip kendimi yerlere atarım, hıh!"
Monday, May 7, 2012
Tuesday, April 10, 2012
Friday, April 6, 2012
Thursday, April 5, 2012
"Şu ilkbahar havasında balkonda çay kaşığı keyfi başkadır."
Akşamüstleri giyerim pançomu, alırım mama sandalyemi, çıkarım balkona. Oh.
Çay kaşığı keyfi de olsa, keyif, keyiftir. Yalan mı çocuklar? Aa, bir yandan da yerçekimi gerçekten var mı diye deneyler yapıyorum; bilmem siz farkında mısınız ama annem çok iyi biliyor : )
Wednesday, April 4, 2012
"Hem nerden belliymiş yaramazlık yapacağım? Aklımdan biliyorum ben bunları, akıllılarım!"
Bunları aklımdan düşündüğüm için annem anlamaz sanıyorum ki. Şimdi ben hiçbir şey olmamış gibi davranıyım en iyisi. Burdayken aşağı inince neler yapacağımı iyice planlayıp zaman kazanayım, annem aşağı indirir indirmez harekete geçerim.
Evet, bence iyi fikir ; )
Tuesday, April 3, 2012
"Yine başıma gelenler" ya da "Yine nasıl yanlış anlaşıldım?"
Geçen sabah uyandım... Şöyle bir bakındım odama. Baktım kimse yok ortalıkta, eh dedim, pekala, madem öyle ben de kalkıp kimseyi uyandırmadan oyuncaklarımla oynayayım biraz...
Gördüğünüz gibi kalktım yatağımdan, uzandım yere, başladım palyaçomla oynayama.... Sonra aldım karşıma, konuştuk biraz, dedim ki, bak sakın yaramazlık yapıp anneni üzme... "Üzerim sanane, sen bana karışamazsın!" deyince bana, kızdım azcık. Kolunu sıktım birazcık. O anda tabii ki de annem odaya girdi. (Oysa ki o kadar da kapının önüne yatıp barikat kurmuştum.) Ve olaylar gelişti...
Anlamadan dinlemeden, allaaam yareppim! Üzmeseydi o palyoça da annesini! Benim annem de hemen ne biliyormuş bakalım! Kabak benim başıma patladı yineee. Ama olsun o palyoça da bi' daha annesini üzmez bence.
Thursday, March 8, 2012
Tuesday, March 6, 2012
Thursday, February 23, 2012
"N'aber?"
"Herkes nasıl görüşmeyeli? İyi mi?Beni sorarsanız, bu aralar çok yoğundum. Ne bileyim işte... 'Nil, mamanı ye,' 'Nil, nereye kayboldun yine?' 'Bak mutfağa kadar gidiyorum sakın yerinden kıpırdama, Nil," derken günlerim su gibi akıp geçiyor...
Bu koşuşturma arasında buraya bir uğrayıp sizi göreyim dedim. Ay, annem geliyor, uyku vakti gelmiş sanırım!
Görüşürüz yine...
Sevgiler, öpücükler,
Nil <3 "
Saturday, February 4, 2012
Toy Story
Labels:
Ev,
Mama Sandalyem,
Mardin,
Nusaybin,
Odam
Wednesday, February 1, 2012
Saturday, January 28, 2012
Tuesday, January 24, 2012
Subscribe to:
Posts (Atom)































