Fark ettim kiiii taşınmaydı, yürümeydi derkeeeen buralara pek uğramaz olmuşum.
Şimdi, biz artık Ankara'dayız; resmen iyice Hobbitler gibi oldum; sürekli hareket halindeyim. Artık anneannem ve büyük pamuk anneannem de bizimle kalıyorlar. Annem işe başladığı için ben evde yalnız kalamıyorum tabii, onlar da benimle ilgileniyorlar. Çok iyi geçiniyoruz, bazen amcamlar, teyzem ve Tolga'cığım da geliyor beni görmeye, onlara sarılıyorum : )
Anneannem beni parka götürüyor, orada çimlerde dolaşıyorum; sonra bazen bişiyler buluyorum, anneanneme götürüp hediye ediyorum ama bi' keresinde köpiş kakası götürmüşüm yanlışlıkla; ellerim pis pis oldu; bi' daha yapmayacağıma söz verdim. Çünkü yaparsam belki de artık parka gidemeyebilirim : ) Neyse hemen eve geldik, banyo yaptım, mis oldum. Artık köpiş kakalarını ellemiyorum, Nil sözü!
Başka ne mi yapıyorum?
Mesela artık kendi kendime uyuyorum, sonracımaaaaa, mamalarımı kendim yiyebiliyorum, bayram tatlısından bile yedim! Siz düşünün artık ne kadar büyüdüğümü...
Bir de müziğe merak sardım. Müzik benim hobim, evet. Aşağıda sizinle en sevdiğim şarkıyı paylaşıyorum. Bir de özlemişsinizdir diye birkaç fotoğrafımı.
Bir bebek olarak (ben büyüyorum ama annemler beni bebek sanıyor halen, çaktırmayın! Şimdi burayı okudukları için "bebek" gibi davranmak zorundayım : ) uyuyor olmam lazım.
Kaçtım ben, siz fotoğraflarıma bakıp, "Ay Nil, ne kadar tatlısın!" demeye devam edin : )
Hoççakalın!"
Müzik kariyerimde bana en çok desteği veren babamı öpüyorum burdan! Bir de buradan yine söz vereyim: Tamam, bi' daha pembik orguma süt dökmek yok!
Tam "Uzun kulaklarını son bir kez salla" kısmını en çok seviyoruuuuuuum!
Bazen olmadık saatlerde uyanıp annemi uyandırsam da...
İlacımı içmemek için onu saatlerce uğraştırsam da...
Ara sıra küçük huysuzluklar etsem de...
Evdeki bitkileri oyuncağım sansam da...
Ya da kabloları...
Yaramazlık yaparken annemle sık sık bu bakışmayı yaşasak da...
Mama sandelyeme oturur oturmaz yerçekimiyle ilgili deneyler yapmaya başlasam da...
Saksıların salondan kaldırıldığını fark edince kıyameti koparsam da...
Annemin gözünden uyku akarken ben ısrarla cin gibi olsam da...
Size bir şey itiraf edeyim mi akıllılarım?
aslında ben bütün bunları annemi kocamaaaaan sevdiğim için yapıyorum ki!
(İnandınız mı? Kesin inanmış olmalısınız bence.)
Anneciğim, bu seninle ilk anneler günümüz ve bence sen -tüm anneler gibi- bu dünyada karşılık beklemeden mama ve yaramazlık savaşları verebilen tek insansın!
"Oysa ki tek isteğim bir saksı daha devirmekti salonda. Hemen de ortalıktan kaldırılmışlar. İşte buna çok bozuldum! Bir bebeğin 1-2 saksıyı devirmesinde ne sakınca var, anlamıyorum!"
"Peki o halde, ben de pes edip kendimi yerlere atarım, hıh!"
Akşamüstleri giyerim pançomu, alırım mama sandalyemi, çıkarım balkona. Oh.
Çay kaşığı keyfi de olsa, keyif, keyiftir. Yalan mı çocuklar? Aa, bir yandan da yerçekimi gerçekten var mı diye deneyler yapıyorum; bilmem siz farkında mısınız ama annem çok iyi biliyor : )
Bunları aklımdan düşündüğüm için annem anlamaz sanıyorum ki. Şimdi ben hiçbir şey olmamış gibi davranıyım en iyisi. Burdayken aşağı inince neler yapacağımı iyice planlayıp zaman kazanayım, annem aşağı indirir indirmez harekete geçerim.
Geçen sabah uyandım... Şöyle bir bakındım odama. Baktım kimse yok ortalıkta, eh dedim, pekala, madem öyle ben de kalkıp kimseyi uyandırmadan oyuncaklarımla oynayayım biraz...
Gördüğünüz gibi kalktım yatağımdan, uzandım yere, başladım palyaçomla oynayama.... Sonra aldım karşıma, konuştuk biraz, dedim ki, bak sakın yaramazlık yapıp anneni üzme... "Üzerim sanane, sen bana karışamazsın!" deyince bana, kızdım azcık. Kolunu sıktım birazcık. O anda tabii ki de annem odaya girdi. (Oysa ki o kadar da kapının önüne yatıp barikat kurmuştum.) Ve olaylar gelişti...
Anlamadan dinlemeden, allaaam yareppim! Üzmeseydi o palyoça da annesini! Benim annem de hemen ne biliyormuş bakalım! Kabak benim başıma patladı yineee. Ama olsun o palyoça da bi' daha annesini üzmez bence.
Beni sorarsanız, bu aralar çok yoğundum. Ne bileyim işte... 'Nil, mamanı ye,' 'Nil, nereye kayboldun yine?' 'Bak mutfağa kadar gidiyorum sakın yerinden kıpırdama, Nil," derken günlerim su gibi akıp geçiyor...
Bu koşuşturma arasında buraya bir uğrayıp sizi göreyim dedim. Ay, annem geliyor, uyku vakti gelmiş sanırım!