"Şirin şirin oynuyoruz : )"
Saturday, June 30, 2012
Friday, June 29, 2012
Nil Gürbüz yine İzmir'den bildiriyor!
"Koştuk geldik canım anneannemin yanına! Doğduğum eve. Anneannemle büyük anneannem beni çok seviyorlar; sadece onlar mı herkes çok seviyor beni. Balkonda ben oynarken beni sevip geçiyorlar. Eh, ben de sevilmeyecek gibi değilim yani, di mi?
Neler mi yapıyorum İzmir'de?
Bol bol karpuz, kavun yiyorum; bazen de onları yerde yuvarlıyorum anneanneme yakalanmazsam tabii. Sonraaaa balkona çıkıyorum, bol bol bıcı bıcı yapıyorum, evi kurcalıyorum, ilginçli bişiyler bulunca hemen onları inceliyorum (anneanneme yakalanmazsam yine tabii), bazen bakkala filan da gidiyoruz. Başkaaaa, ellerimi bırakıp ayakta durmayı öğrendim, şimdilik 3-5 saniye durabiliyorum ama yakında kendimi geliştiririm, çalışmalarım sürüyor. Bir de herkesiiii taklit ediyorum: 'Gel, gel,' diyorlar; 'Gel, gel' diyorum; öksürüyorlar öksürüyorum; öpücük bile veriyorum.
Şimdi bıcı bıcı yapmam lazım....
:*
Nil"
Sunday, June 17, 2012
Küçük bir baba-Nil hikâyesi...
Babamla en birinci fotoğrafım
Babamla en sonuncu fotoğrafım
Ben şimdi size desem ki 2 fotoğraf arasındaki farkları bulun, kimse bulamaz! Bizim yüz beş bin fotoğrafımıza baksanız da bulamazsınız ki! Çünkü biz hep birbirimizi böyle çok severiz.
Birbirimizi çok sevmekle kalmaz, tüm Fenerbahçe maçlarını izleriz, Alex gol atınca birbirimize sarılırız; babam biberonumu getirince ben ona gülümserim, elini basamak olarak kullanarak koltuğa tırmanmama izin verince yine gülümserim, koltuğa çıkınca ilk iş babamın gözlüğünü çıkarmak olur ve babam bana hiç kızmaz çünkü bu bizim takım çalışmamızdır. Sonracıma, bazen gezmeye gideriz, ben bebek koltuğumda oturup emniyet kemerimin bağlanması konusunda babama hiç sorun çıkarmam, bazen "The Big Lebowski" izleriz, sonra ben "The Little Nilovski" olurum. Babam fotoğraflarımı çekerken çok güzel pozlar veririm. Ben uyurken odama giren hain sivrisinekleri babam öldürür, bazen ateşlenirim bütün gece babam başımda bekler... Ben bazen kendimi tutamam babamın bilgisayarını kurcalamak isterim; böyle zamanlarda küçük kazalara yol açabilirim, bazen böyle olunca babam bana biraz kızar ama aslında ben onun bana "gerçekten" kızmadığını bilirim : )
Ve daha bissürü güzel şey...
Ve bu benim ilk babalar günüm.
Ve ben şu madalyayı babama takdim etmek istiyorum huzurlarınızda:
Ta-ta-taaaaaaaaaaaaammmm!
Boşuna dememişler, "Baba olmak, dünyaya 'demir' atmaktır," diye. O küçük Demir ben oluyorum işte! Babam sağ olsun : )
Monday, June 11, 2012
Ailemiz.
"Biz bazen ailece yemeğe gideriz. Ben çiçekli gömleğimi giyerim, annem elbise; ben saç bantımı takarım, annem cici küpelerini. Sonra babam bazen süperilginçli bişiyler anlatır; biz annemle pür dikkat babamı dinleriz. Bence biz çok iyi bir üçlüyüz!"
Sunday, May 27, 2012
Pembik bisiklet
"Bak baba," dedim, "gel şu konuda anlaşalım; sen bana şu pembik bisikleti al, ben de bundan sonra senin bilgisayarının tuşlarını yerinden kopartmıyım," dedim; dinletemedim : )
Friday, May 11, 2012
Küçük bir anne-Nil hikâyesi...
Bazen olmadık saatlerde uyanıp annemi uyandırsam da...
İlacımı içmemek için onu saatlerce uğraştırsam da...
Ara sıra küçük huysuzluklar etsem de...
Evdeki bitkileri oyuncağım sansam da...
Ya da kabloları...
Yaramazlık yaparken annemle sık sık bu bakışmayı yaşasak da...
Mama sandelyeme oturur oturmaz yerçekimiyle ilgili deneyler yapmaya başlasam da...
Saksıların salondan kaldırıldığını fark edince kıyameti koparsam da...
Annemin gözünden uyku akarken ben ısrarla cin gibi olsam da...
Size bir şey itiraf edeyim mi akıllılarım?
aslında ben bütün bunları annemi kocamaaaaan sevdiğim için yapıyorum ki!
(İnandınız mı? Kesin inanmış olmalısınız bence.)
Anneciğim, bu seninle ilk anneler günümüz ve bence sen -tüm anneler gibi- bu dünyada karşılık beklemeden mama ve yaramazlık savaşları verebilen tek insansın!
Ve ben senden başka anne istemezdim asla : )
Seni aşırı biçimde seviyorum.
Minik kızın/kuzun Nil.
<3
Wednesday, May 9, 2012
"Nil uyarısı: Hep güldüğüm fotoğraflarıma alışkın olanlar, buna bakınca biraz üzülebilirler : )"
"Oysa ki tek isteğim bir saksı daha devirmekti salonda. Hemen de ortalıktan kaldırılmışlar. İşte buna çok bozuldum! Bir bebeğin 1-2 saksıyı devirmesinde ne sakınca var, anlamıyorum!"
"Peki o halde, ben de pes edip kendimi yerlere atarım, hıh!"
Subscribe to:
Posts (Atom)

















